Kitabı Cabbar Kulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitabı Cabbar Kulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2010 Cumartesi

Kitab-ı Cabbar Kulu'nda Kullanılan Din Öğretimi Metodları

1. Benzetme Metodu

Benzetme metodunun en önemli özelliği, soyut bilgi, olgu ve kavramların somut nesne ve olaylara benzetilerek açıklanmasıdır. Benzetmeler, insanların en yakınlarında bulunan nesnelerden seçilerek, soyutlama süreci kolaylaştırılmaktadır. bu özelliği ile benzetme metodu, öğretimde bilinenden bilinmeyene, somuttan soyuta ve yakından uzağa ilkelerine uygun bir yapıya sahiptir. Somut olan eşya ve olayları insanlar, görür, işitir ve onlara dokunur. Onlar hakkında zihinlerinde resimler oluştururlar. Öğretim esnasında, soyut kavramlara geçişte, işte bu somut resimler kullanılır.
Kitab-ı Cabbar Kulu'nda ucub, doğruluk ve alçakgönüllülük gibi soyut değer ve kavramlar, somuta indirgenerek öğretim konusu yapılmaktadır. Bu yaklaşım, antropolojik açıdan da önemlidir. İnsanın eşya ve olaylara, tabii çevresine yabancılaşmasını da önleyici bir fonksiyon icra edebilir. Zira insan kitabı okuyunca, ahlaki ve dini ilkeleri fısıldayan bir tabii çevre içerisinde kendisini bulmaktadır. Bu durum, insanın çevresi ile bütünleşerek yanlızlık ve yabancılaşmadan kurtulmasına katkıda bulunabilir. Böylece eğitim sürecine süreklilik de kazandırılmış olmaktadır.

(Devamını kitabı merak edip okumanızı sağlamak amacıyla yazmıyorum. Yazdıklarım, kitabın ana başlıkları ile bir kaç satırından ibaret olacaktır. )

2. Soru - Cevap Metodu

Soru- cevap metodunda, öğretim konusu yapılan başlık ile ilgili önceden hazırlanan sorular, senaryoda yer alan şahıslar tarafından birbirlerine yöneltilerek, okuyucular düşünmeye, karşılaştırma, genelleme ve soyutlama yapmaya sevkedilmektedir. Soru-cevap metodu, eseri okuyanların dini-ahlaki ve tasavvufi alandaki bilgi, olgu ve kavramlar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini yorumlama, öğelere ayırma, organize etme, yeniden düzenleme ve üretme yeteneklerini harekete geçirici bir yapıya sahiptir.

(Devamını kitabı merak edip okumanızı sağlamak amacıyla yazmıyorum. Yazdıklarım, kitabın ana başlıkları ile bir kaç satırından ibaret olacaktır. )

3. Sosyo- Drama Metodu

Cabbar Kulu, müminlerle münkirler arasındaki mücadeleyi çeşitli sosyo-drama örnekleri vererek anlatmaktadır. Yazla-kış arasında yaşananları ayrıntılı bir şekilde dile getirdikten sonra Azrail'in Adem'e, Nemrud'un İbrahim'e, Firavun'un Musa'ya ve Ebu Cehil'in Hz. Enbiya'ya münkirlik ettiğini belirtmektedir. Bulutla-yel, denizle-gemi arasında yaşanan mücadeleler, verilen diğer örneklerdir.


(Devamını kitabı merak edip okumanızı sağlamak amacıyla yazmıyorum. Yazdıklarım, kitabın ana başlıkları ile bir kaç satırından ibaret olacaktır. )

15 Ekim 2009 Perşembe

Kitâb-ı Cabbâr Kulu


Kitâb-ı Cabbâr Kulu
Önsöz
Alevîlik-Bektâşîlik konusunda derinliğine araştırma yapmadan önce, bu kadar sayıda yazılı kaynağın varlığından haberdar değildim. Özellikle sahaya inerek, “dede” ve “baba”larla görüştükten sonra, çok sayıda Osmanlıca yazılı kaynağın var olduğuna, insanlarımızın Osmanlıca bilmediklerinden dolayı bu eserleri okuyamadıklarına, ama orijinal olmalarından dolayı da bu kıymetli eserleri muhafaza ettiklerine şahit oldum. Eserlerin isimlerini biliyorlar, babalarının veya dedelerinin Alevî-Bektâşî geleneği ile ilgili bilgileri bu eserlerden okuyarak anlattıklarını, âdâb ve erkânı bu eserlere göre yerine getirdiklerini dile getiriyorlardı. El yazması eserlerden pasajlar okuduğumda da “evet, babamız veya dedemiz bize bunları anlatırdı/okurdu” diyorlardı.

Bu bilgilerin yaşayan gelenek içerisindeki yerini öğrenmek amacıyla, yazma eserlerdeki bilgileri Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde ikâmet eden inanç önderleriyle, vakıf ve dernek temsilcileriyle ve Alevî vatandaşlarımızla paylaştım. Onlar da bazen heyecanlanarak, bazen de duygulanarak benzer düşüncelerini dile getirdiler. Alevî-Bektâşî kaynaklarındaki dinî, tasavvufî ve ahlâkî muhtevayı zaman zaman Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi öğretmenleri ve Diyanet personeliyle de paylaşma fırsatım oldu. Onlar da şu ana kadar bu eserlerin gün yüzüne çıkmamış olmasının kültürel zenginliğimiz açısından büyük bir kayıp olduğunu ifade ettiler.

Hemen herkesin ortak düşüncesi; bir süre sonra zayi olması muhtemel hazîne değerindeki bu yazma eserlerin bir an önce latin harflerine çevrilerek, sadeleştirilmesiydi. Bu yazmalardan birisi olan Kitâb-ı Cabbâr Kulu üslûbundaki akıcılık, konuları arasındaki takip ve devamlılık nedeniyle, okunmak üzere ele alındığında bitirilmeden tekrar geri bırakılamayacak kadar insanı kendisine bağlayan bir eserdir. Bir Bektâşî dervişi olan Cabbâr Kulu okuyanları ve dinleyenleri manevî bir âlemde gezintiye çıkarmakta, nefisleri eğitip, kalpleri temizlemekte, rûhları ilâhî duyguların rehberliğinde Allâh’a doğru kanatlandırmaktadır. Bu vesileyle el yazması eseri, fotoğrafları çekilmek üzere bize emanet etme kâdirşinaslığını gösteren sayın Eyüp Öztürk Dede’ye, diğer nüsha sahiplerine, proje başladıktan sonra doğrudan veya telefonla görüşerek bir an önce eserlerin yayınlanması için teşviklerini esirgemeyen bütün dostlara ve eserin yayınlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederim. Allah hepimizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.

Doç. Dr. Osman Eğri
Aralık, 2006, Çorum

Kaynak Kişi: Eyüp Öztürk (Dede)

Eyüp Öztürk Dede, 1934 yılında Çorum/Dodurga Mehmet Dede Tekkeköy’de doğmuştur. İlkokulu Dodurga ilçesinde bitirdikten sonra, öğretimine devam etmek amacıyla Çorum’a gelmiş, Çorum Atatürk Lisesi ortaokul kısmını bitirmiştir. 1956-1958 tarihleri arasında askerlik görevini yapan Eyüp Dede, askerliği sırasında 14 ay Kore’de kalmıştır. Dodurga Kömür İşletmesi’nde 23 yıl laboratuvar şefi olarak çalıştıktan sonra 1987 yılında emekli olmuştur. İki erkek ve 3 kız babasıdır.