Önsöz
Alevîlik-Bektâşîlik konusunda derinliğine araştırma yapmadan önce, bu kadar sayıda yazılı kaynağın varlığından haberdar değildim. Özellikle sahaya inerek, “dede” ve “baba”larla görüştükten sonra, çok sayıda Osmanlıca yazılı kaynağın var olduğuna, insanlarımızın Osmanlıca bilmediklerinden dolayı bu eserleri okuyamadıklarına, ama orijinal olmalarından dolayı da bu kıymetli eserleri muhafaza ettiklerine şahit oldum. Eserlerin isimlerini biliyorlar, babalarının veya dedelerinin Alevî-Bektâşî geleneği ile ilgili bilgileri bu eserlerden okuyarak anlattıklarını, âdâb ve erkânı bu eserlere göre yerine getirdiklerini dile getiriyorlardı. El yazması eserlerden pasajlar okuduğumda da “evet, babamız veya dedemiz bize bunları anlatırdı/okurdu” diyorlardı.Bu bilgilerin yaşayan gelenek içerisindeki yerini öğrenmek amacıyla, yazma eserlerdeki bilgileri Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde ikâmet eden inanç önderleriyle, vakıf ve dernek temsilcileriyle ve Alevî vatandaşlarımızla paylaştım. Onlar da bazen heyecanlanarak, bazen de duygulanarak benzer düşüncelerini dile getirdiler. Alevî-Bektâşî kaynaklarındaki dinî, tasavvufî ve ahlâkî muhtevayı zaman zaman Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi öğretmenleri ve Diyanet personeliyle de paylaşma fırsatım oldu. Onlar da şu ana kadar bu eserlerin gün yüzüne çıkmamış olmasının kültürel zenginliğimiz açısından büyük bir kayıp olduğunu ifade ettiler.
Hemen herkesin ortak düşüncesi; bir süre sonra zayi olması muhtemel hazîne değerindeki bu yazma eserlerin bir an önce latin harflerine çevrilerek, sadeleştirilmesiydi. Türkiye Diyanet Vakfı’nın Alevî-Bektâşî Klasikleri’ni yayınlama teklifi de bu türden düşüncelerin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi.
Bu proje çerçevesinde yayınlanan Kitâb-ı Dâr’da yer alan “dâr duâsı”nı okuduğunuzda, Hakk’a yürüyen bir kişi için gönül ve kalbin derinliklerinden gelerek dile dökülen ve gözyaşlarıyla sulanan bu yakarışın rûhta bıraktığı derin izleri tecrübe edeceğinize inanıyorum. Bu vesileyle el yazması eseri, fotoğrafları çekilmek üzere bize emanet etme kâdirşinaslığını gösteren sayın Hasan Topal Beyefendiye, diğer nüsha sahiplerine, proje başladıktan sonra doğrudan veya telefonla görüşerek bir an önce eserlerin yayınlanması için teşviklerini esirgemeyen bütün dostlara eserin yayınlanmasını gerçekleştiren Türkiye Diyanet Vakfı’na ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Allah hepimizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Doç. Dr. Osman EĞRİ
Aralık 2006, Çorum























